Oya Baydar’dan ’80 Yaş Zor Zamanlar Günlükleri’

Yazar Oya Baydar’ın, 2020 yılında tüm dünyayı kasıp kavuran pandeminin ilk günlerinden yıl sonuna kadar tuttuğu notlardan oluşan ’80 Yaş Zor Zamanlar Günlükleri’ koronavirüsün toplumsal hayattaki etkilerini gün gün takip etme imkanı veriyor.

Yazar Oya Baydar’ın pandeminin başından itibaren tuttuğu notlardan oluşan “80 Yaş Zor Zaman Günlükleri” Can Yayınları etiketiyle yayınladı.

Oya Baydar’ın, 2020 yılında tüm dünyayı kasıp kavuran pandeminin ilk günlerinden yıl sonuna kadar tuttuğu bu notlarda Covid-19’un toplumsal hayattaki etkilerini okur gün gün takip etme imkanı buluyor. Bir virüsün anlı şanlı insan uygarlığını perişan etmesi, halkın hastalığa yaklaşımı, tüm sokakları saran korku, sivil toplumun her şeye rağmen mücadeleye devam etme çabası, iktidarların çaresizliği, 65 yaş üstü insanların yaşadıkları kapanma/kapatılma günleri…

Tüm bunlar, 80 yıl boyunca mücadeleyi bir an olsun bırakmamış bir kalemin anıları, kendi hayatının muhasebesi ve geleceğe dair beklentileriyle yoğruluyor.

Usta bir yazarın yaşanan bu ilginç zamanlara düştüğü, yıllar sonra bile tekrar tekrar dönülüp okunabilecek zihin açıcı notlar.

Oya Baydar pandemi sürecini şu cümlelerle anlatıyor kitapta: “İnsan 80 yaşına varıp da yaşayacak az zamanı kaldığında bir ömrün bütün çabalarının, umutlarının, acılarının, sevinçlerinin sıfırlanmasını kabullenemiyor. Yaşamımın anlamı neydi sorusuna, hiçbir anlamı yoktu, cevabını vermenin ağırlığına dayanamıyor. O zaman, bir virüsün yıkıcılığından medet umuyor, insanlığın bu enkazın altından kalkabileceği, başka bir dünyayı mümkün kılabileceği umuduna sarılıyor bir an, ama sadece bir an.”

OYA BAYDAR KİMDİR?

OYA BAYDAR, 1940’ta İstan­bul’da doğ­du. Not­re Da­me de Si­on Fransız Kız Li­se­si’nin son sınıfında yazdığı Allah Çocukları Unuttu adlı genç­lik ro­manı ne­de­niy­le ne­re­dey­se okul­dan atı­lı­yor­du. 1964’te İÜ Sos­yo­lo­ji Bölü­mü’n­ü bi­tir­di. Aynı yıl bu bölüme asis­tan ola­rak gir­di. “Türki­ye’de İş­çi Sınıfının Do­ğu­şu” ko­nu­lu dok­to­ra te­zi­nin Üni­ver­si­te Pro­fe­sörler Ku­ru­lu ta­rafından iki kez red­de­dil­me­si üze­ri­ne öğ­ren­ci­ler olayı protes­to için rektörlüğü iş­gal et­ti­ler. Bu olay ilk üni­ver­si­te iş­ga­li ey­le­mi ol­du. Da­ha son­ra An­ka­ra Ha­cet­te­pe Üni­ver­si­te­si’ne sos­yo­lo­ji asis­tanı ola­rak gir­di. 1971’de­ki 12 Mart As­ke­rî Müda­ha­le­si sırasında, TİP ve TÖS üye­si ola­rak sos­ya­list kim­li­ği ne­de­niy­le tu­tuk­landı ve üni­ver­si­teden ayrıldı. Yeni Ortam, Politika ga­ze­te­le­rin­de köşe ya­zarlığı yaptı.

12 Eylül sı­ra­sında yurtdışına çıktı. 1992’ye ka­dar 12 yıl Al­man­ya’da sürgünde kaldı. Bu­ra­da, sos­ya­list sis­te­min çöküş süre­ci­ni yakından ya­şadı. 1991’de yazdığı Elveda Alyoşa adlı öykü ki­tabıyla Sa­it Fa­ik Hikâye Arma­ğa­nı’nı, 1993 yılında da Kedi Mektupları adlı ro­manıyla Yu­nus Nadi Ro­man Ödülü’nü aldı.

Türki­ye’ye dönüşünde Ta­rih Vakfı ve Kültür Ba­kanlı­ğı’nın or­tak yayını olan İstanbul Ansiklopedisi’nde re­daktör ve Türkiye Sendikacılık Ansiklopedisi’nde ge­nel yayın yö­net­me­ni ola­rak çalıştı. Sıcak Külleri Kaldı ro­manıyla 2001 yılı Or­han Ke­mal Ro­man Arma­ğanı’nı, Erguvan Kapısı’yla da 2004 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nü aldı.

Romanları 30 dilde yayımlandı. Hiçbiryer’e Dönüş romanıyla Carrical Akdeniz roman ödülüne layık görüldü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir