“İktidar, tarihe ‘düşman ceza hukuku’ uygulamalarıyla geçiyor”

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, açılan soruşturmaların başlığını FETÖ veya PKK operasyonu koyunca yargısız infazın meşru kabul edildiği, savcının hukuku işletemediği, gazetecilerin üzerine gidemediği bir korku ikliminde bulunduğunu belirterek, “Hem avukatlar hem de mağdurlar sindirilmiş vaziyette”dedi. Yeneroğlu, iktidarın çıkmaz sokağa girdiğini belirterek, “İktidara geldiğinde yargının geçmiş ideolojik kararları ile haklı mücadele eden iktidar; ne yazık ki tarihe, mücadele ettiği zihniyetin ötesinde ‘düşman ceza hukuku’ uygulamalarıyla geçiyor.”dedi.

Yeneroğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, 11 Eylül’de Ankara merkezli bir operasyonla 47 avukat, dün ise İzmir’de 55 avukat gözaltına alındığına, 2016’dan bu yana 1500’den fazla avukat terör suçları gerekçesiyle yargılandığını hatırlattı. Bu avukatların arasında suçluların olabileceğine işaret ederek, “Ancak hepimiz biliyoruz ki açılan soruşturmaların başlığını FETÖ veya PKK operasyonu koyunca yargısız infazın meşru kabul edildiği, savcının hukuku işletemediği, gazetecilerin üzerine gidemediği bir korku iklimindeyiz. Hem avukatlar hem de mağdurlar sindirilmiş vaziyette.”dedi.

 

SAVUNMA OLMAZSA HUKUK DEVLETİ OLMAZ

Yeneroğlu, sırf avukatlık faaliyetleri nedeniyle kimse terör örgütleriyle ilişkilendirilemeyeceğini, avukatlar gözaltına alınamayacağına dikkat çekerek, “Avukat, herkesi savunabilir, çünkü savunma herkesin temel hakkıdır. Hırsızı, yağmacıyı, terör suçlusunu herkesi.

Bu avukatın da suçlu olduğu anlamına gelmez. Avukatlar müvekkilleriyle özdeşleştirilemez. Avukatlar yasalara göre savunma görevini ifa eder. Savunma hukuk devleti alfabesinin A harfidir. Savunma olmazsa hukuk devleti olmaz”dedi.

Tarihte hiçbir iddia makamının yazdığı iddianame ile anılmadığını vurgulayan Yeneroğlu, “Ancak, farklılıkları demokratik toplumun temel taşı kabul eden hak savunucusu hukukçular tarihe altın harflerle geçmiştir.

Tarihte savunma hakkının kısıtlanması ancak ve ancak iktidarın ve yöneticilerin siyasi iktidarını kaybetmeme adına hukuku ayaklar altına aldığı otoriter ve baskıcı yönetimlerde görülmüştür”diye konuştu.

İLGİLİ HABER  Babacan: Çete tipi faaliyetlerden temizlenme kararlılığımız güncelliğini koruyor

 

1 MİLYON 367 BİN KİŞİ HAKKINDA TERÖR SORUŞTURMASI AÇILDI

 

İktidarı, yargıyı emir ve talimatla tek bir kişinin isteklerine göre şekillendirerek, keyfi gözaltı ve tutuklamalarla avukatlara yönelik her türlü baskı ve keyfiliğe son vermeye davet eden Yeneroğlu, 2016 – 2019 yılları arasında toplam 1 milyon 367 bin 733 terör soruşturmasının açıldığını kaydetti.

“83 milyonluk bir ülkede toplumun takriben yüzde 2’si terör örgütü üyesi olma ihtimali ciddi ise, kafamızı kumdan çıkararak çok daha derin sorunlarımızdan bahsetmemiz gerekmez mi?” diye soran Yeneroğlu, şöyle devam etti: “Sadece çekirdek aileyi hesap ettiğimizde 6 milyon insandan bahsediyoruz. Ve bunların nesilleriyle birlikte devletin terör zanlısı, bu suçlamalara maruz kalanların da kendilerini mağdur ve kurban gördüğü bir iklimden bahsediyoruz. Buradan toplumsal güven, toplumsal huzur doğar mı? “

DÜŞMAN CEZA HUKUKU UYGULUYOR

Terör örgütü suçlamasına maruz kalanları savunan avukatları da terör örgütleriyle ilişkilendirildiğine dikkat çeken Yeneroğlu, “Bu çıkmaz sokağı bu iktidar artık kavrayamaz. Çünkü kendisi de o çıkmaz sokağa girdi.  Birde kendi kaderi ile ülkenin kaderini de birleştiriyor ki ülkeyi de kendisi gibi felakete sürüklesin. Vatansever hiç kimsenin aklına kendi kaderi ile ülkenin kaderini birleştirmek, ülkeyi ve 83 milyonu kendi bireysel kaderine hapsetmek gelmez, gelmemeli. İktidara geldiğinde yargının geçmiş ideolojik kararları ile haklı mücadele eden iktidar; ne yazık ki tarihe, mücadele ettiği zihniyetin ötesinde “düşman ceza hukuku” uygulamalarıyla geçiyor.  “

VAN’DAKİ OLAYLA İLGİLİ VALİLİĞİN AÇIKLAMASI GAYRİ CİDDİ

Yeneroğlu, Van kırsalında iki vatandaşın resmi açıklamalara göre askeri operasyon kapsamında gözaltına alındığı, 2 gün sonra Van Bölge Hastanesi yoğun bakımında bulunduklarını belirterek, şunları söyledi:

“Valilik kişilerin gözaltına alındığını açıklamıştır. Ancak olayın tanığı köylüler kişilerin, operasyon sırasında alınıp askeri bir helikoptere bindirilerek götürüldüğünü beyan etmektedirler. Görgü tanıklarına göre kişiler o anda sağ ve salim haldeler.

İLGİLİ HABER  Babacan: Çete tipi faaliyetlerden temizlenme kararlılığımız güncelliğini koruyor

Olayın oluş şekli, anlatım şekli itibariyle gözaltı gibi olaydan bahsedilmemektedir. Resmî açıklama ile olayın tanıklarının ifadeleri birbirinden zıttır. Valiliğin açıklaması gayri ciddidir.

Bu iki vatandaşımızın helikoptere bindirilmesinden sonrası ise meçhuldür. Ancak hastane raporlarında helikopterden düştükleri ifadesi açıkça geçmektedir. Ayrıca darp ve işkence yapıldığına dair veriler bulunmaktadır.

Bu vahim olayın aydınlatılması ve sorumlularının bir an önce ortaya çıkarılması, yargı nezdinde olayın hesabının sorulması şarttır.

İŞKENCE İNSANLIĞA KARŞI BİR SUÇTUR

Aksi takdirde geçmiş dönemlerde olduğu gibi sürüncemede bırakılan soruşturmalar ve neticesiz kalan olaylar kervanına bir yenisi daha eklenecektir. İşkence insanlığa karşı bir suçtur. Önlenmesi ve etkin ve şeffaf şekilde soruşturulması ise devletin asli görevidir. Bu olayın sonuna kadar takipçisi olacağımı tüm kamuoyuna saygıyla bildiririm.”

 

TABİPLER BİRLİĞİ’NE DESTEK VERDİ

Yeneroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Türk Tabipler Birliği’nin kapatılması ve yöneticilerinin yargılanması yönündeki açıklamalarındaki niyeti anlamakta zorlandığını kaydetti. Yeneroğlu, olağanüstü bir süreçten geçildiğini ifade ederek, “Ülkemizde de maalesef aynı süreç yaşanıyor, birinci dalganın başlangıcından daha kötü bir durumdayız. Bu dönemde iktidardan, vatandaşlarımızın yaşam ve sağlık haklarını korumak adına tüm önlemleri almasını ve veri paylaşımında şeffaf olmasını istemek kadar doğal başka bir talep olamaz.

Hekimlerimizin çok büyük ekseriyetinin üye olduğu Tabipler Birliği de bu önlemlere dikkat çekiyor, halkı daha dikkatli olmaya çağırıyor, yetkililerin süreci şeffaf yönetmesini ve sağlık çalışanlarının haklarının korunmasını istiyor. Bu açıklamaları ihanet olarak nitelendirmek abesle iştigaldir.

Sorumluluk sahibi hiç kimse bu gerçekliğe dikkat çekmek isteyen Tabipler Birliğinin kapatılması için çağrı yapamaz. Gerçeklikten bu kadar kopuk olanlar sadece trajikomiktir.

Ayrıca siyasilerin ötekileştirici nefret dili sağlık çalışanlarına yönelen şiddetin en temel sebeplerinden biridir. Ankara’da Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, bir yakınları vefat edince sağlık çalışanlarına saldırmayı kendine hak gören insanlar işte bu nefret dilinden besleniyorlar.

İLGİLİ HABER  Babacan: Çete tipi faaliyetlerden temizlenme kararlılığımız güncelliğini koruyor

Herkesi özellikle böyle olağanüstü bir dönemde tüm sağlık çalışanlarına saygı göstermeye ve onların haklı taleplerini dikkate almaya davet ediyorum.”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir