Her kriz liderini çıkarır

Dünyada ve ülkemizde ekonomik, sosyal ve siyasal krizlerin sonunda ülke siyaseti yeni liderler kazanır. Krize lider olarak giren çok sayıda siyasetçi kriz sonrasında birer siyasi mevtaya dönüştür.

Türk siyasi tarihinde ekonomik ve siyasi krizler sonrasında ülkeyi yöneten kişiler ve kadrolarda büyük oranda değişim olmuştur. Türkiye Cumhuriyetini kuran parti olan CHP II.Dünya savaşı sonrasında çok partili sisteme geçmek zorunda kalmış ve iktidarı devretmek zorunda kalmıştır. O güne kadar CHP içerisinde sade bir milletvekili olan Adnan Menderes ve arkadaşları ülkeyi yönetmeye başlamışlardır. Menderes arkadaşlarının 1960 askeri darbesiyle görevinden uzaklaştırılması sonrasında sağda lider arayışını Süleyman Demirel’le doldurmuştur.

1980 yıllara gelirken ülkenin siyasi ve ekonomik krize girmesi sonrasında Turgut Özal ve ekibi ülke yönetimine gelmişler ve ülkeyi içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi krizden çıkarmışlardır. Özal bunu yaparken günün şartlarında önemli adımlar atmış ve ülkeyi dünyaya açmıştır. Özal’ın ölümü sonrasında ülke 10 yılık bir fetret devri yaşamış, ülke önce siyasi sonra ise ekonomik krize girmiştir. Halk bu dönemde yaşanan krizlerin sorumlusu olarak mevcut partilerinin hepsini sorumlu ilan etmiştir.

Yaşanan ekonomik krizin etkisiyle 2002 yılındaki seçimde toplumdan beklediğinin üzerinde destek alan AKP iktidara gelmiştir. AKP ilk döneminde başarılı bir performans sergilemiştir. İkinci döneminde ise siyaset dışı müdahalelerle mücadele etmiş ve bundan başarıyla çıkmıştır. Bu başarı AKP’nin başını döndürmüş önce kendisine her türlü desteği veren demokrat ve muhafazakâr kesimin entelektüel kesimiyle sorun yaşamaya başlamıştır. AKP demokratikleşme yönünde yaptığı çalışmaların tersine uygulamalarla sahneye çıkmıştır. 2016 yılında yaşanan darbe girişimi sonrası ülkede yaşanan olağanüstü hal dönemiyle ülkenin hukuk devleti olma vasfı ciddi oranda zarara uğramıştır. Bu dönemde AKP’nın kurduğu ulusalcı ve milliyetçi ittifakla birlikte ülkeyi hukuki ve ekonomik olarak krize sürüklemiştir.

2020 yılına geldiğimizde ise Çin’den Dünyaya yayılan koronavirüsü Türkiye’nin içinde bulunduğu krizleri tekrar ortaya çıkarmıştır. Devlet yönetenlerin binlerce insanın hayatının kaybetmesine yol açacak küresel salgına karşı gerekli tedbirleri yeterli şekilde alamadığı görülmektedir. İnsanların sağlıklarını koruma ve ihtiyaçlarını karşılayacak bir paket ortaya konulmamıştır.

Bu süreçte bazı yerel idarelerin merkezi yönetimden daha hızlı hareket ederek önemli tedbirler aldığı görülmektedir. Bu yerel idarelerin başında Ankara Büyükşehir Belediyesi gelmektedir. Koronavirüsüne karşı belediye ekibi soğukkanlı bir şekilde önemli bir mücadele sergiliyor. Halkı bilgilendirecek çalışmalar yapıyor, hastalığın yayılmasını önlemek için dezenfekte çalışmasına ağırlık veriyor, kağıt toplayıcılığı yapanlara barınma ve gıda yardımı sağlıyor. Belediye son olarak virüs salgınında dolayı maddi kriz yaşayacak aileler için yardım kampanyası başlattı. Sağlık çalışanlarına ulaşımı ücretsiz hale getirdi ve barınma imkanı sağladı. Belediye ekibi bunu yaparken Belediye Başkanı Mansur Yavaş çok fazla ön planda görünmedi.

Tüm krizlerde olduğu gibi bu krizin sonunda Türkiye’deki siyasi aktörlerin büyük kısmının tasfiye olacağını söyleyebiliriz. İnsanlar krize karşı canlarıyla ve mallarıyla mücadele ediyor.

Ülkenin içinde bulunduğu durumdan kurtaracak lider tipi çok ön planda olan değil, koordinatör görevi gören Batılı devletlerde olduğu gibi liderle mümkün. Son dönemde bu tip lider adaylarının sayısı Türk siyasetinde giderek artıyor. Bu siyasi karakterlerden birisi de Mansur Yavaş… ankarayon@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir