CHP’li Tanal’dan kanun teklifi: Patronun avukatı arabulucu olmasın

CHP’li vekil Mahmut Tanal, işçi ve işveren uyuşmazlıklarında, patronun avukatının arabulucu olarak tayip edilip işçi aleyhine sonuç çıkmasının önüne geçilmesi amacıyla TBMM’ye kanun teklifi sundu.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, işçi ve işveren uyuşmazlıklarında, patrona yakın avukatların arabulucu olarak tayin edilmesinin önüne geçilmesi amacıyla bir kanun teklifi hazırladı. Tanal’ın Meclis’e sunduğu teklifin yasalaşması halinde, işçi ve işveren ile tüketici uyuşmazlıklarında arabulucu yalnızca arabuluculuk bürosu tarafından görevlendirilecek. Böylece mal ve hizmet üreten gerçek ya da tüzel kişilerin, kendilerine yakın arabulucuyu seçip işçi ya da tüketiciye dayatmasının önüne geçilecek.

İşçi ve tüketici uyuşmazlıklarında, dava şartı kapsamındakiler için işçi ve tüketicinin avukat yardımından yararlanması zorunlu olacak. Avukat seçemeyecek olan işçi ve tüketici için barolar tarafından avukat görevlendirilecek. Bu şekilde hem arabuluculuk sürecinde taraflar arası güç dengesizliği giderilecek hem de avukatlar için faydalı bir mekanizma oluşmuş olacak. Arabulucuların da adliye arabuluculuk büroları tarafından görevlendirilmesi, hakkaniyetli iş dağılımına yol açacak.

“ŞİRKET AVUKATI ARABULUCU OLUYOR”

CHP’nin hukukçu vekili Mahmut Tanal’ın imzasını taşıyan 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin gerekçesinde, arabuluculuk yönteminin özellikle iş uyuşmazlıklarında uyuşmazlığın zayıf tarafı olan işçi aleyhine, hakkaniyete uygun olmayan şekilde kullanıldığının yargı kararlarına yansıdığı hatırlatıldı. Her ne kadar taraflar arasındaki güç dengesizliğinin giderilmesi, böylece arabuluculuğun iradilik ilkesine uygun çözümlerin geliştirilmesi arabulucunun görevi ise de, uygulamada taraflar arasındaki güç dengesizliklerinin giderilemediği veya giderilmediğinin görüldüğü vurgulandı.

Arabuluculuk yönteminin amacına aykırı olacak şekilde, özelikle işçi-işveren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ikale sözleşmesinin yerine geçmek veya ibraname yerine geçmek üzere arabuluculuk anlaşma belgelerinin düzenlendiğinin bilindiğinin aktarıldığı gerekçede, “Benzer şekilde, aynı zamanda işveren şirketin avukatı olarak görev yapan bazı arabulucuların, avukatı olarak görev yaptığı işveren ile işçisinin tarafı olduğu uyuşmazlıklarda arabulucu olarak usulüne uygun olmayan şekilde arabuluculuk sürecini yürüttüğü Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin kararına da yansımıştır” denildi.

“ARABULUCULUK YÖNTEMİNİN KÖTÜYE KULLANILMASININ ÖNÜNE GEÇİLECEK”

Arabuluculuk yönteminin kötüye kullanılmaması için gerek ihtiyari gerekse dava şartı arabuluculuk sürecinde, uyuşmazlığın zayıf tarafı olan işçi ve tüketicinin korunması için kanuni düzenleme gerektiğinin belirtildiği gerekçede, “Mevcut kanuni düzenlemeler ile hukukun genel ilkelerine göre, işçi ve tüketicinin korunması ilkeleri benimsenmiştir. Bu ilkelere paralel olarak, arabuluculuk sürecinde de taraflar arasındaki güç dengesizliklerinin giderilmesi ve arabuluculuğun iradilik ve tarafsızlık ilkelerinin tam olarak yerine getirilebilmesi amaçlanmıştır” ifadelerine yer verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir