“Cezaevine gönderilen mektuba el konulması haberleşme hürriyeti ihlalidir”

Anayasa Mahkemesi (AYM), hükümlü bulunduğu cezaevinden bir gazeteciye gönderdiği mektuba el konulan Rıdvan Türan’ın haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verdi.

Anayasa Mahkemesi (AYM) cezaevinde tutuklu ve hükümlü olarak bulunan kişilerin yazdıkları mektuplarla ilgili önemli bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, hükümlü olduğu cezaevinden bir gazeteciye yazdığı mektuba sakıncalı olduğu gerekçesiyle el konulan Rıdvan Türan’ın Anayasa’nın 22’nci maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verdi.

Anayasa Mahkemesi’nden yapılan açıklamaya göre, bir cezaevinde hükümlü bulunan Rıdvan Türan, ceza infaz kurumunda yaşadığı olumsuzlukları kaleme aldığı mektubu bir gazeteciye göndermek istedi. Ancak Ceza infaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı Türan’ın mektubu ile birlikte farklı kişilere ait 29 mektuba sakıncalı oldukları gerekçesiyle el koydu. Mektuplarına el konulmasına karşı İnfaz Hakimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunan Türan’ın şikayet ve itirazlarının reddedilmesine karar verildi. Rıdvan Türan bunun üzerine ceza infaz kurumu tarafından sakıncalı bulunan mektubun alıcısına gönderilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

ANAYASA MAHKEMESİ İHLAL KARARI VERDİ

Başvuruyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi, Türan’ın haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verdi. Anayasa’nın 22’nci maddesine göre herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğuna dikkat çeken yüksek mahkeme kararında şu ifadelere yer verdi: “Ceza infaz kurumunda suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi makul gerekliliklerin olması durumunda tutuklu ve hükümlülerin sahip oldukları haklar sınırlanabilir. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahale bakımından adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının tespitinde müdahaleyi gerçekleştiren kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin karar gerekçesi büyük önem taşır. Kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin temel hak ve özgürlüklere yönelik müdahalenin zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini ve orantılı olduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyma yükümlülüğü vardır. Aksi durumda temel haklara yönelik müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir.”

“HANGİ İFADENİN NİYE SAKINCALI BULUNDUGU GEREKÇELENDİRİLMEMİŞ”

Başvurucunun bir gazeteciye göndermek istediği mektupta Ceza İnfaz Kurumu uygulamalarına değindiği belirtilen Anayasa Mahkemesi kararında, “Buna karşılık Disiplin Kurulu kararında, başvuruya konu mektup dâhil toplam yirmi dokuz mektubun sakıncalı bulunarak bunlara el konulduğundan bahsedilmiş, mektupların tamamının kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan yanlış ifadeler içerdiği belirtilmiş ancak her bir mektup için hangi ifadelerin neden sakıncalı görüldüğü gerekçelendirilmemiştir. Bu kapsamda başvuruya konu mektubun içeriğinde yer alan ifadelere yönelik olarak yapılan müdahalede, mektuba özgü makul gereklilikler somut verilere dayanılarak ortaya konulmamıştır. Sonuç olarak başvurucunun göndermek istediği mektubun alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır. Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar vermiştir” ifadelerine yer verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir