Ali Babacan: İşsizliğin varacağı rakamı telaffuz etmek bile istemiyorum

 Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, BBC Türkçe’ye konuştu. Babacan, erken seçim beklemediğini söylerken işsizlik ve ekonomiyle ilgili oldukça karamsar tablo çizdi. Babacan’ın açıklamalarının önemli kısımları şöyle:

PARTİNİN BİLİNİLİRLİĞİ

“Bizim bir parti kurmakta oluşumuz konusunda genel bir farkındalık var toplumda.

Ama hangi aşamada olduğunu bazı insanlar bilemeyebilir. Henüz kurulduğunu bilmeyenler olabilir, parti kuruldu ama adı neydi diyenler olabilir.

İletişimi kademe kademe açtıkça hem farkındalık artacak hem de destek konusunda çok iyi sonuç alacağımızı düşünüyorum.

Çünkü bilenler, farkında olanların kanaati son derece olumlu. Ama olumlu tutumun destek olarak yansıması gerekecek ama onun için vaktimiz var.

AKP’YE DESTEK MUHALEFETTEN UMUT OLMAMASINDAN

Biz partimiz kurulduktan sonra herhangi bir ölçüm yaptırmadık. Ancak parti kuruluşundan önce kamuoyu nabzını çok iyi tutmaya çalıştık.

Çok geniş, kaliteli araştırmalar yaptırdık. Yapılan araştırmaların çok iyi analizini yaptık.

Araştırma deyince tabii, biliyorsunuz, bir gerçekten kamuoyundaki toplumdaki eğilimleri ölçen araştırmalar var, bir de kamuoyunu etkilemek için kapalı ortamda üretilen sözümona araştırma sonuçları var.

Biz tabii gerçek olan araştırmayı yaptık. Ve şunu gördük: toplum mevut siyasi partilerden umudunu önemli ölçüde kesti.

Bu bütün araştırmalarda açık ortaya çıktı. Yani iktidar tarafındaki partilerden de muhalefet tarafındaki partilerden de önemli ölçüde bir umut kaybı söz konusu.

İnsanlar partileri destekleyeceklerini söylüyorlar ama o partileri desteklerkenki beklentileri daha iyi bir Türkiye değil, daha iyi bir gelecek değil.

İktidar partisini destekleyenler daha kötüsü olmasın diye korkularla o desteği veriyorlar. ‘Elimizdekini bari kaybetmeyelim’ diyorlar, ‘Ya ülke daha kötüye giderse?’ diyorlar.

Yani ülke daha iyiye gitsin diye destek yok. Muhalefet partilerini destekleyenlere bakıyoruz, muhalefeti destekleyenlerde ‘Bu partiye oy vereyim, bu parti Türkiye’yi daha iyi bir geleceğe götürür’ beklentisi var mı? O da yok. Daha çok kimlikler söz konusu, ya da iktidar tarafına çok kızdığı için, kızgınlıkla muhalefete destek söz konusu.

GÜL CUMHURBAŞKANI ADAYI MI?

Çokça konuşuluyor bu iddia:Abdullah Gül, önümüzdeki seçimde sizin cumhurbaşkanı adayınız mı?

Biz Sayın Gül ile yeni bir parti kurulması ihtiyacını nereden baksanız en az 1,5 yıldır konuşuyoruz.

Baş başa görüşmelerimizde ya da daha geniş gruplar halinde görüşmelerimizde böyle bir konu tek bir defa bile gündeme gelmemiştir.

İŞSİZLİĞİN ULAŞACAĞI BOYUTU TELAFFUZ ETMEKTEN KORKUYORUM

Her ülkede işsizlik artıyor. Virüs salgını öncesi bizde genç işsizlik zaten yüzde 27’ye ulaşmıştı. Tarihi yüksek seviyeyi biz bu krizden önce gördük. Daha toparlanamadan bir de bu dalga geldi şimdi.

Gerçek işsizlik rakamlarının ulaşacağı boyutu ben telaffuz etmekten korkuyorum açıkçası, dilim varmıyor o rakamları telaffuz etmeye.

Her şey normal gitse bile, Türkiye’de, diyelim ki sıfır virüs vakası var, her şey normal… Böyle olsa dahi Avrupa ekonomisinin bu yıl yüzde 7,5 daralacağı öngörülüyor.

Avrupa ekonomisinin daralması demek, Türkiye’nin ihracatının azalması, turizm gelirinin azalması demek.

Türkiye’nin ekonomik ve finansal olarak en yoğun bağlarının olduğu ülkeler Avrupa’da.

O bile başlı başına ekonomimizi etkileyecekken, bir de kendi içimizdeki ekonomik durgunluk, aktivitenin durması, kendi iç harcamamızın azalması, hepsi etkileyecek maalesef.

Etkilenmeyecek ülke de yok. Önemli olan bu krizin en az hasarla atlatılması, hasarın minimumda tutulması.

Bizim altınımız yok, petrol kaynağımız yok. Her ne kadar petrol fiyatları düşse de elektrik yanıyor, yarısı doğalgazdan üretiliyor.

Şimdi az da olsa kaloriferler yanıyor enerji tüketimi devam ediyor. Türkiye’de elektrik tüketimi bir ay öncesine göre yüzde 14,5 azaldı.

Bu ağırlıklı olarak sanayiden kaynaklanan bir azalma. Tamam petrol fiyatları düştü ama ihtiyaçlarımız devam ediyor.

İhracatta büyük düşüş var, geçen seneye göre Nisan ayı ihracatımız yüzde 41 azalmış durumda.

Bu ne demek? Türkiye’nin döviz gelirleri de azaldı demek. Son bir ayda cari açık arttı, petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen.

Çünkü halk tüketmeye devam ediyor ama üretemiyorsunuz, ihracat yok, turizm geliri yok. Bu durum cari açığı artırıyor. İki kere iki dört.

KARŞILIKSIZ PARA BASARSANIZ DEĞERİ DÜŞER

Yaptığımız genel bir değerlendirmeden sonra gelelim asıl sorunuza: Türkiye hem dış borçlarını gününde ve tam ödemek zorunda, hem de cari açık kadar ilave kaynak bulmak zorunda.

Üstelik bir de Merkez Bankası para basmaya başladığı için TL üretmeye başladığı için, MB’nin ürettiği TL’nin karşılığı döviz rezervine ihtiyacı var ki o basılan para karşılıksız para olmasın.

Şu ana kadar karşılıksız para bastılar. Bu da TL’nin değerinin kaybolmasına neden oldu: Bu iki kere iki dörttür iktisat biliminde.

Karşılıksız para basarsanız paranın değeri düşer. Paranın değerini düşürüp, sonra da vay şuradan saldırdılar buradan saldırdılar, Türkiye saldırı altında taarruz altında diyorlar.

Bu açıkçası hedef şaşırtma. Merkez Bankasının rezervini eritin rezervin gerektiği noktada kaynağı da bulamayın…

BASKIN SEÇİM OLMAZ

2018 seçimlerinden bu yana, parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana 2 yıl bile geçmedi.

Arada yerel seçimler oldu. İktidar partisi İstanbul’u kaybetti, Ankara, Antalya, Adana, Mersin belli başlı illerin tamamı muhalefete geçti.

O tecrübenin üzerine iktidar, hem Meclis’teki çoğunluğunu, hem de sahip olduğu cumhurbaşkanlığı gücünü kolay kolay riske atmaz diye düşünüyorum ben açıkçası.

Bugün bu gücün elden kayıp gitme ihtimali çok yüksektir ve zayıf bir noktada böyle bir şey yapacaklarını ben tahmin etmiyorum.

Bir de 3 yıllık bir görev süresi var. Bu 3 yılda da belki destek toplanır, memleket toparlanır diye bir iyimser beklentiye de sahip olabilirler ki keşke öyle olsa, biz de çok mutlu oluruz.

Ama olmayacak. Dolayasıyla benim apar topar bir erken seçim beklentim yok. Ama 2023 Haziran’a kadar Türkiye dayanır mı, sistem dayanır mı? O ihtimal de çok zayıf doğrusu.

Seçim ihtimalini 2021-2022’de biraz daha yüksek görüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir