MHP lideri Devlet Bahçeli’nin gündeme getirdiği altı maddelik düzenleme önerisiyle erken seçim tartışmasını başlattığını söyleyen Ahmet Davutoğlu, “Koalisyonun sayısal büyük ortağı AK Parti’den ve Sayın Erdoğan’dan bir tepki gelmemesi Bahçeli’nin gündeminin geçmişte olduğu gibi iktidarın gündemi olabileceğine işaret ediyor. Bahçeli iktidara yine istikamet çiziyor” yorumunda bulundu. Siyasi partiler, seçim kanunu, meclis iç tüzüğü, milletvekili dokunulmazlığı, siyasi etik kanunu, meslek kuruluşlarıyla ilgili içeriği belli olmayan bir değişim talebi olduğunu kaydeden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öncelikle ümid ederiz ki talep edilen değişim daha fazla hukuk, adalet, şeffaflık, ahlak ve demokrasi istikametinde olsun. Ancak bu değişimlerden kasıt; siyasi partileri zaten anti-demokratik birer yapıya dönüştüren yasanın daha fazla bir hiyerarşi içine sokulmasıysa, seçim kanununu daha da demokrasiden uzaklaştırmaksa, Milletvekillerinin zaten sıkıntılı olan bağımsızlığını ve ifade özgürlüğünü daha fazla daraltmaksa, siyasi etik diyerek cari siyasi bağlamı ve çıkmazı biraz daha güçlendirmekse, TBMM iç tüzüğünde değişim isteyen, ancak hali hazırda bile tabulara dokunmanın demokrasiye yakışmayacak bir şekilde, ifade ve kürsü özgürlüğünü ayaklar altına alarak para cezasına tabi olduğu düzenin daha da güçlenmesi olacaksa, zaten demokratik olgunlukları ve işleyişleri sorunlu olan bütün yarı-resmi meslek odaları ve ticaret odaları gibi kurumlara yönelik olarak daha fazla demokrasi yerine daha fazla itaat için uğraşılacaksa, Gelecek Partisi bütün bunların karşısında olacaktır.”

“SIKIŞTIĞINIZDA KURALLARI DEĞİŞTİRİYORSUNUZ”

“Hayrı destekleyecek, şerrin ise karşısında olacağız” diyen Ahmet Davutoğlu, siyasi yasaklar yasasının ülkeye çok büyük bedeller ödeteceği uyarısında bulundu: “Tıpkı ekonominin evrensel kurallarıyla her gün oynadığınız gibi seçim sistemi, siyasi partiler, Meclis işleyişi, milletvekilleri, meslek odalarının düzeniyle de yasakçı bir zihniyetle oynamayın. Bu iş ciddiyetsizlikle, “ben yaptım oldu”yla ele alınacak bir iş değildir. Bu konular liyakatsizlikle ele alınacak konular değildir. Anlaşılan bu ülkeyi yönetmenin ciddiyeti ve sorumluluğu size birkaç gömlek fazla gelmektedir. Sıkıştığınız her konuda, sorun yaşadığınız her başlıkta çözümü ya kuralları değiştirmede ya hile yapmada ya da adaletten uzaklaşmada buluyorsunuz.”

“TELAŞINIZI, KORKUNUZU GİZLEYEMİYORSUNUZ”

Davutoğlu, iktidarın Gelecek Partisi’nin yürüttüğü siyasi çalışmalardan endişe duyduğu için erken seçim tartışmalarını gündeme getirdiğini söyledi. Davutoğlu, “Biz Gelecek Partisi olarak, zamanı ne olursa olsun, seçimlerden, milletimize gitmekten endişe duymuyoruz. Gerçekten niyetiniz erken seçimse “Hodri Meydan”, buyurun seçime gidelim. Yok eğer, darbe olmadı, erken seçim ile milletin gerçek gündemini değiştirelim gibi günübirlik kaygıların peşindeyseniz, bu tür ucuz manipülasyonlarla milletimizin enerjisini tüketmekten vazgeçin. Niçin böyle bir kötülük peşindesiniz? Ne istiyorsunuz bu ülkeden, bu milletten? Herhangi seçimde bütün iktidar gücünüze ve hukuksuzluklara rağmen seçimi kazanamamaktan korkuyorsunuz. Bu korkunuzu bütün milletimiz görüyor. Telaşınızı, korkunuzu gizleyemiyorsunuz. Bu ülkeye millet sizi kayyım atamadı. Sizler seçildiniz. Millet kimi seçerse onunla yoluna devam edecektir. Şimdiden milletin seçimler konusunda şüphe duymasını sağlamanın ne sizlere ne ülkemize ne demokrasimize bir faydası olmayacaktır. Aksine İstanbul seçimlerinin gösterdiği gibi hile hurda işleri size sadece mağlubiyet olarak geri dönecektir” ifadelerini kullandı.

“İKTİDARIN GİDİŞİ DE GÖRÜNÜYOR ARTIK”

Davutoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Milletimizin güzel bir sözü vardır. Annem sık sık söylerdi: “Görünen dağın ırağı olmaz.” Yani artık bir son görünüyorsa onun ertelenmesi mümkün değildir. Bu iktidarın gidişi de görünüyor artık. İstediğinizi yapın, bize seçim kanunu üzerinden tuzaklar kurun, baskın seçim düşünün bu işin sonu değişmeyecek. Millete numara çekilmiyor. Millet yapmaya çalıştığınız hile hurdayı görüyor. Bütün medyayı kontrol etmenize rağmen, millet numaralarınızı ve hilelerinizi görüyor. Numaralarınız ve hileleriniz göründükçe de sözünüzün bir kıymeti harbiyesi olmuyor. Üstelik aynı hileler zamanında size yapıldı. Sayın Erdoğan’ı yasakladılar, hapse attılar. Ne oldu? Kendisi milletin oyuyla cumhurbaşkanlığına kadar geldi. Şimdi Sayın Erdoğan aynı oyunlarla rakiplerini saf dışı bırakmaya çalışıyor. Nasıl ki öncekiler başarılı olamadı ise Erdoğan ve Bahçeli de başarılı olamayacak. Son sözü millet söyleyecek.”

“BU YÖNTEMLERİ KUZEY KORE’DEN Mİ ÖĞRENDİNİZ”

Ahmet Davutoğlu, sosyal medyada milli-gayri milli hesaplar tartışmasını başlatılmasını “Bu yöntemleri Kuzey Kore’den mi öğrendiniz” sözleriyle eleştirdi: “Şimdi bu darbe ve erken seçim kutuplaştırmasına bir de sosyal medyada “milli gayri milli hesaplar” tartışmasını soktunuz. Neymiş, bir milyon mesaj atılacakmış, tüm Türkiye ve dünya gücünüzü görecekmiş. Kuzey Kore’den mi öğrendiniz bu yöntemleri yoksa yakın bölgelerimizdeki bazı otoriter devletlerinden mi? Yoksa FETÖ’cülerin tweetleri katlama taktiklerini mi taklit ediyorsunuz? Ne yazık ki bu kampanyada akıl almaz ahlaksızlık görüntüleri ortaya çıktı. Bu güya muhafazakar, güya milli hesaplarla utanmaz bir şekilde bu ülkenin kadınlarına kızlarına dair listeler yapmaya başladılar. Bre utanmazlar, bre ahlaksızlar. Her şey bitti de insanları eşleri ile, çocukları ile tehdit etmek mi kaldı? Her şey bitti de darbe olursa diye ganimet mi paylaşıyorsunuz? Her şey bitti de insanların namusuna mı göz diktiniz? Mübarek ramazan gününde savaş şartlarında bile “kadınlara, çocuklara ve din adamlarına dokunmayın; ibadet yerlerine, hayvanlara, bitkilere, ağaçlara ve doğaya zarar vermeyin” diyen bir Rahmet peygamberinin ahlakından hiç mi nasip almadınız? İktidar ise tüm bu ahlaksızlıklara karşı ancak kısık sesli itirazlarda bulunabiliyor. Aynı cümleleri muhalefetten biri yapsa hemen göz altına alırsınız ve böylesi bir ahlaksızlık her türlü cezayı hak eder. Ama 3 dakika önce sizin mesajlarınızı paylaşanlar, size kahramanlık destanları yazanlar aynı ahlaksızlığı yapınca tavana bakıp ıslık çalıyorsunuz.”

“SEÇİLMİŞ BELEDİYELERE KAYYIM ATAMAK HUKUKSUZLUK”

Gelecek Partisi Lideri, belediyelere kayyım atılmasını kararını eleştirerek, “Millet can derdiyken, devletinden hükümetten yardım eli beklerken, felaket ortamını kendileri için bir fırsata çevirmeye çalışan kifayetsiz yönetim ve karakterler hemen harekete geçerler. Bu fırsatçılar, vicdansız, merhametsiz bir şekilde Milletimizin kaderiyle, emeğiyle, alın teriyle ve geleceğiyle oynamaya kalkarlar. Millet can derdindeyken onlar ihale derdine düşerler. Millet can derdindeyken onlar cep derdine düşerler. Bu iktidar millet can derdindeyken daha fazla güç, daha fazla otoriterlik, daha fazla vurdum duymazlık derdine düşmüştür. Bu salgının ortasında bu iktidar üniversite kapatma derdine düşmüştür. Bu salgının ortasında bu iktidar müteahhit kurtarma derdine düşmüştür. Bu salgının ortasında bu iktidar sivil toplumu, fikir hürriyetini ve akademisyenlerin haklarını daha fazla yok etme derdine düşmüştür. Hazır kimse dışarı çıkamıyor, toplantı yapamıyor, bir araya gelemiyor deyip puslu havada iş yapmak bu ülkeye, bu ülkeyi yönetme iddiasındakilere yakışmıyor ama iktidar ve çevresi bunu kendilerine çok güzel yakıştırıyor. Bu salgının ortasında bu iktidar milyonlarca insanın oylarıyla seçilen belediyeleri teker teker ele geçirme derdine düşmüştür. Kayyım atamalarıyla, seçilmiş belediye başkanlarını koltuklarından ederek yerel yönetimleri idare edeceğini zannedenler ya uzun yıllardır bu ülkede yaşamamışlardır ya da gerçekten geçmişte yaşananlardan zerre ders almamışlardır. Bizzat kendisi seçilmiş olduğu belediye başkanlığını bugünlere benzeyen 28 Şubat tuzağıyla kaybetmiş olan Sayın Erdoğan’ın bu durumu idrak edememesi yaşanmakta olan körleşmeyi açık bir şekilde göstermektedir. Gelecek Partisi açık bir şekilde seçilmişlere karşı yapılan bu açık hukuksuzluğun karşısındadır” şeklinde konuştu.